Kırmızı Pazartesi Kitap İncelemesi: Kolektif Bir Suçun ve Kaçınılmaz Kaderin Anatomisi
"Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım" Yazar Gabriel Garcia Marquez, bizlere daha ilk sayfalardan kitabın sonunu bildirmek gibi sarsıcı bir cesarette bulunuyor. Bu, okuru bir "katil kim?" bilmecesinden uzaklaştırıp, çok daha rahatsız edici bir sorunun peşine düşürüyor: Göz göre göre gelen bir ölümü kim durdurmak ister? Marquez, cevabı kitabın içinde ilmik ilmik işleyerek veriyor. Katil kim? Fiziksel olarak cevap belli: Santiago Nasar’ın bedenini domuz bıçaklarıyla parçalayan Pedro ve Pablo Vicario kardeşler. Ancak benim penceremden bakınca, bu ikizler sadece birer infazcı; asıl katil ise tüm kasaba. Bu kardeşlerin sağduyusu ağır basıp vazgeçmek için bir sebep, bir engel aradıklarında karşılarında buldukları o "müthiş sessizlik", gerçek katilin kim olduğunu fısıldıyor. Cinayeti bilen, susan, hatta "namus" diyerek bu vahşeti meşrulaştıran koca bir topluluğa masum demek mümkün mü? Cristo Bedoya hariç herkesin bu trajediyi bir tiya...